Başarı Öyküleri

AZİZ HOCALI BAŞARI ÖYKÜLERİ

 

İki Gencin Başarı Öyküsü

Yıllardan 2010; iki genç tanıdım. Çok sevdim onları çok. Biri Ankara’dan Musa, diğeri Gaziantep’ten kadir. Gazi Çubuk Yerleşkesi Elektrik Elektronik Myo mezunları. Ankara’dan Musa evini açmıştı Gaziantep’ten gelen Kadir’e.

Bir dershanede öğrencilerimdi. İlk sene olmadı. Nasıl olsun ki temelleri hiç yoktu. Biri 3 netle başlamıştı, diğer 5. O sene sonu netlerini yükseltseler de olmamıştı sınavda. Yılmışlardı, bitmişlerdi. Biri dönecekti memleketine, babaya yardıma. Diğeri de askerlik kararı almak için gün sayıyordu. Ümitleri hiç yoktu. Hocam bizden bu kadar demişlerdi.

Bir gün ikisini de karşıma aldım. Dershaneme geliyorsunuz. Bu sene tekrar hazırlanıyorsunuz. Ne memleketine gönderirim, ne de askere demiştim ve noktayı koymuştum. Hocam bizim paramız yok; bende de sizden ücret alacak istek yok dedim. Ben sizi zorla alıkoyuyorum. Sözümün üstüne de söz istemiyorum dedim. Gönülsüzlerdi ama demek ki sevmişler beni; akan sular durdu.

O sene nasıl çalıştılar nasıl. Dershaneyi kendileri açtı, kendileri kapattı. Ne zaman görsem bir köşede soru çözüyorlardı. Her ümitleri azaldığında mühendis beyler ile başlayan konuşmam hadi koçlarım size güveniyorum ile bitiyordu.

Girdiler sınava, Gaziantep’ten Kadir, KATÜ Elektrik Elektronik Mühendisliğini kazandı. Ankara’dan Musa vardı ya; o da nereyi kazandı dersiniz; hani Ankara’da Kadir’e evini açan Musa; Rabbimin işi ya; Gaziantep Üniversitesi Elektrik-Elektronik (2.öğr) Mühendisliğini kazandı. Bu seferde Kadir’in ailesi Musa’ya evini açtı.

Ve biraz önce telefonum çaldı. Arayan Musa idi. Konuşamıyordu; ağlıyordu. Mühendis olmuştu. Hocam bitti okul diyemedi, kuramadı cümleyi. Paylaşmak istemişti sevincini. Nasıl mutlu olmasın.

Maddi ve ailevi zorluklardan ortaokulu ve liseyi dışarıdan bitiren, sınavsız geçişle meslek yüksek okuluna başlayan, her sömestr ve yaz tatilinde çalışmak ve kendi harç parasını kazanmak zorunda olan, hiç bir maddi yardım talebimizi kabul etmeyen ve son olarak büyük fırsat olan Dgs ile mühendis olan Musa’nın hikayesi umarım hepimize ders olur.

 

Tugay Genç (2014 İstanbul Üni. Grafik)

2011 yılında hazırlanms oldugum unıversite sınavının ıkıncı etabına aışevı sebebıyetmden dolayı gırememstm.ve 2 yıllık yazmak zorunda kalmstm.daha sonra okula devam ederken bir magazada işe gırdım ve iş arkadaslarmdan biri ile okul muhabbetlerine basladm.derken bana matematıkten anlamazken ,sınava basarıyla ve hocasının yardımıyla kazandıgını soyledi.Hocasıyla tanıstrdı …Hocanın adı Aziz Hoca…dershaneye kayıt oldum.işten dolayı bazı derslere gıdemıyordum.aziz hoca matematık dehasıydı..ama benim bolum sozeldi.bana matematık puan getrmıyordu pek.ancak aziz hocanın azmini gormek…yetiyordu.Yeri  geldiğinde yerin dibine de sokuyordu..yer yer bozulsamda sonucunun iyi olacagını azmediyordum ve zamanla aziz hoca azminin bana bir çip ile yuklendıgını hissettim.aynı azimdwn bendede vardı artık.daha cok calıstım.daha cok…onun gozlerının kontrolunde oldugunu bılmek daha da hız verıyrdu calısmalarıma.Sonuc a gelirsek turkıyenın en ıyı basın yayın okulu Marmara Unıversitesi Gazetecilik bolumune gırdım.Bolumumun en iyi okullarndan biri.Aziz hoca matematık akademisi hayat çizer…tesekkurler Aziz hocam…

 

Rabia Erden (2015 Hitit Üni İlahiyat)

ılk dgs ye 2011 de girdım… bırakın dgs ıle ılgılı dersane gıtmeyı .. bu sınav nasıl olur ne calısmak lazım..dıploma notu etkısı var mıı gibi bir yığın soruyaa cevap bulmadan vee çalışamadan, çunkuu pıyasa da kaynak bulmak bıle sıkıtılydı…girdim olmadı…2013 de tekrar dgs girme kararı aldım … uzerınden zaman gecsede aynı sorular yıne vardıı… kımse dgs ıle ılegılı bı sey bılmoyr..bulundıgım yerde dersaneler bıle onemsemıyrdu….sene 2014 kasımda başladım…Allh karşıma AZIZI HOCAYI ÇIKARDI…..ALLAHM ÇOK ŞÜKÜR ..sonunda bırı bu işten anlıyoo Allhım diyerek bakladım … videolarını Tekrar tekrar dınledım….paragrf çözmek benım için işkenceyken bunu aştım…. ortaya bu çıktı….ÇORUM HİTİT 1 ÖĞRETIM İLAHIYAT..bu ne benım ne ailemın bu AZİZ HOCNIN BAŞARISI…bunu yazmaktakı amacım seneye girecek olanlar dinleyın .. kulak verın bu güzel ınsan…ALLAH ONUN BAŞARISINI ARTISIN KI SİZDE BAŞARılı olasınz……duaylaaa…

 

Hasan Aygün (2016 Erciyes Üni. Makine Müh.)

Aziz Hocam hakinizi nasıl öderim hiç bilmiyrum. Siz sadece bizim sevincimizi görüyorsunuz. Keşke bugün yanımda olsaydınız annemin babamın yakın akrabalarimin mutluluğunu goruseydiniz. Bugün babam bir cümle sarf etti dünyaya geldiklerinde bukadar sevinmemistim dedi. Ya annem sarıldı boynuma ağladı. Bir baba ve anneyi mutlu etmekte yardimci oldunuz. Onların mutlugunu görünce bende ağladım. Allah sukurler olsun böyle bir gün yaşatmaya vesile oldunuz. Allahtan dileğimde çocuğunuz sizi böyle mutlu etsin. Allahım hep gonlunuze göre versin. Sizin gibi bir hoca abi arkadaş dost insan kimse olamaz. Bugün binlerce insanı mutlu edip mutluluk göz yaşları döktüler. Hakinizi helal edin hocam…

 

Fatih Toygar (2013 DGS Türkiye 189.su)

ben dgs 2011 sınavında 259 dgs 2012 sınavında 304 puan aldım. puanımı yaklaşık olarak 45 puan artırdım bu artışı sağlaya bilmek pek de kolay olmadı kendimce bir programım vardı. 2011 dgs ye pek hazırlanamamıştım. okul ve dgs bir arada zor olur bir sonraki sene sadece dgs ye hazırlanırım diye düşünmüştüm. okulu bitirdim ve geçen sene kurban bayramı bitişi dershaneye yazılıp derslere başladım . bölümüm sayısal olduğu için matematik den biran önce konuları bitirmeye karar verdim türkçe ye sadece derslere girip hocayı dinleyerek çalışmaya başladım. başlarda sıkıcı bir sene geçireceğimi düşünüyordum. aziz hoca bu düşüncemi yıkmamda çok başarılı oldu hayatımda ilk defa matematiğe zevkle çalışdım. dershanem sabah 9 da olmasına rağmen aklımda soru işaretlerini gidermek için akşam grubuylada bir süre derslere girdim. bir süre sonra matematik konularını bitirdim bu konuları bitirirken reklam yapmış gibi olacak ama tasarı konu anlatımlı matematik kitabı çok işime yaradı. aziz hocanın dersi kısayollarla anlatmasının yanında kitapdan da farklı yollarla çözüme gitmeyi ögrendim. konular bittikden sonra arkadaşlar soru bankalarına yöneldiler ben ise tasarı konu anlatımlı kitabın konularını ve içerisindeki her konudan sonra sorulan 20 30 soruluk soruların hepsini çözüp denemelere yöneldim ilk olarak pegem yayınlarının denemesini aldım. benim programımda o gün dershanede ne yaptıysan yap ne kadar yaprak test çözmüşsün kaç saat ders dinlemişsin bir önemi yoktu. tek bildigim her gün 1 deneme çözülecek en azından matematik testi bitecekti. saat gece 12 de olsa 1 de olsa farketmezdi. pegemin 10lu denemesini 10 günde çözdüm. bu 10 denemeden sonra 1 hafta deneme çözmedim. her set bitirdiğimde bir süre deneme çözmeyi bıraktım bu süre genelde 1 hafta oluyordu sonra piyasadaki denemeleri kolaydan zora doğru alarak hepsini çözdüm. denemelerden yapamadıgım soruları ya arkadaşlarıma ya da hocalarıma soruyordum ama mutlaka yapamadıgım soruların çözümlerini ögreniyordum çözdügüm deneme sayısı haziran ayında 100ü geçmişti. son kamp dönemi derken çözdügüm deneme 150 yi geçti. ve emegimin karşılıgını aldım. 76 dogru 2 yanlış mat 59 dogru 16 yanlış türkçe netim vardı. okul puanım 65.8 olmasına ragmen dgs 189. oldum. umarım çalışan herkes hakettigi yerlere gelir. bu netleri yapmam da dershane arkadaşlarıma ve hocalarıma tekrardan çok teşekkür ediyorum dgs ye girecek arkadaşlara başarılar dilerim.

 

Hasan Demirel (2012 Gazi Üni. Makine müh.)

Merhaba arkadaşlar 2012 dgs ile gazi ünv.(makine mühendisliğini)kazandım öncelikle 2013 dgs ye hazırlanacak arkadaşlara başarılar dilerim.başta dgs de iyi puanlar almak istiyorsanız aziz hocayla çalışmanız gerekir tabi sadece dersaneye gitmekle olmuyo sizinde emek verip çalışmanız gerekiyor.ben 2011 dgs den 264 puan aldım daha sonra 2012 dgs de 292puan aldım bunu sayısal 72 doğru 7 yanlış sözel 53 doğru 16 yanlış ve 61 öbp puanımla gerçekleştirdim . Öncelikle dgs zor değil ama zaman ağırlıklı bir sınav zamanı iyi kullanmak içinde sürekli soru çözmek gerekiyo dgs nin ilacı zamanı iyi ayarlamak bu başardığınız takdirde sınavın belli bir kısmı hallolmuş oluyor geriye kalan sizin sıkı bir şekilde konuları kaçırmadan tekrar yaparak azimli bir şekilde çalışmak kalıyor.inanın sonu çok güzel oluyo bu mutluluğu yaşamanızı tavsiye ederim tabiki aziz hocayla çalışmanızı tavsiye ederim kendisi bir dgs profösörüdür…hocam size çok teşekkür ederim yeni eğitim öğretim yılında yeni başarılara imza atmanızı dilerim… Hasan demirel

 

Arif Gümüşel (2012 Marmara Üni. Hukuk)

arkadaşlar ben marmara üniversitesi hukuk fakültesi bölümünü kazandım.sınava yarım demet tasarı,bir baş intibak,bir tutam beyaz kalem,bir su bardağı güvender geometri ve bir yemek kaşığı yargı ve bol miktarda azim.malzemeler hazırsa bunları pişirmek için x akademi ve hızlı kaynatmak içinse aziz hoca gerekir.yemeği nasıl pişirdiğinizin tarifi ocakta(aziz hocada).tarife uyduğunuz taktirde yemeğinizdeki lezzete doyamayacaksınız.haa unutmadan ekleyim kendinize yeteceğine inandığınız kadar da deneme sınavı eklerseniz tadı şahane olur:))))aziz hocaya gönülden teşekkür ediyorum gerçekten sınav maratonu süresince desteğini hiç esirgemedi benden…..

 

Batur Doğan (DGS 2012 Türkiye Say. 35.)

”Dgs başlamaya karar verdim. Okulumuzda derece yapmıştım.Bunu ilerletmek için bir şeyler yapmam gerekiyordu . ilk olarak dgs sınavının ne oldugunu ne yapmam gerektiğini planladım.kızılayda birçok dershane gezdim nerdeyse gezmediğim dershane yok dersem yeridir.En son olarak nm akademide filiz hocayla tanıştım.filiz hocayla konuşmamın ardından buranın en uygun yer olduguna karar verdim. Dersheneye yazıldıktan sonra derslere başladık. İlk olarar aziz hocayla tanışdık.bize dgs nin nasıl bi sınav oldugunu neler yapmamız gerektiğini anlattı. Dersler ilerledikçe ögrenmeye ve daha hızlı çözmeye ve daha hızlı görmeye başladıgımı fark ettim. Şubat aylarına dogru guruplara ayrıldık. Ben A gurubunun en son ögrencisiydim. A gurubunda dersler daha hızlı daha pratik çözüm yollarıyla örgendik. Dershenenin açıldıgı ilk gününden beri etütlerimiz her hafta düzenli olarak aldım.derslerimiz ve etütlerimiz çok sıkı şekilde haziran ayına kadar devam etti. Haziran ayında kampa girdik.netlerimi baya arttırdım. Daha sonra sınav günü gelip çattı. Sınava girdim sınavın orta geçtigini düşünüyordum. Sınav sonuçlarını beklemeye başladım. Ama kendimi biliyordum ya kazanacaktım yada sınırda kalacaktım. Ve sonuçlar açıklandı 283 puan aldım. Geçen seneye göre puanım kazanmaya yetiyordu fakat yorumlar puanların artacagı yönündeydi. Tercihler yapıldıktan sonra sonuçların açıklanmasını beklemeye koyuldum . aradan geçen sürenin ardından sonuçlar açıklandıgında büyük hüsrana ugramıştım , kazanamamıştım . her şeyin bittigini düşünüyordum artık iş aramaya başlamıştım. Babamla görüştükten sonra 4-5 yere başvuru da buılundum. Moral olarak çökmüştüm.elektronik mühendisi olma hayalim sona erdiğini düşündükçe üzülüyordum.bir iş yerinde işe başladım .Çalışmaya başlamıştım.Dershaneye gitmeme kararı almıştım. Kafamda dgs bitmişti. Annem çalışmama karışmıyordu ama dershaneye gitmemi istiyordu. Bir Çok tartışmanın ardından hem işe hem dershaneye gitmeye karar verdim. 3 ay çalıştım.bu 3 ay içinde gezmediğim şehir kalmadı. Kocaeli Sakarya İstanbul adana mersin daha birçok il gezdim. İşe gittigim illerde öglen başlayıp diger günün sabahı ara veriryorduk. Çok çalıştırıp az para veriyorlardı .bu ziyetlere ragmen çalışmıştım.İş dolayısıyla dgs ye nerdeyse hiç çalışamıyordum.AYLARDAN KASIM VE BENİM KADERİMİ DEGİŞTİRECEK OLAY BURDA GERÇEKLEŞMİŞTİ. ” İş yerinde güvenlik sektöründe çalışıyordum . sevdiğim ve saydıgım bilgisayar mühendisi olan bi abim askere gitmek için işten ayrıldı. Bilgisayar mühendisi iş ilanı verilmişti şirkette. Bir haftalık kısa süre içinde Konya Selçuk üniversitesini bitirmiş benim yaşımda elektrik elektronik mühendisi fakat yazılım mühendisi olarak bir kız işe alındı. Yeni alınan mühendis elektronikçi oldugundan dalayı sorular soruyor elektronik ilgili bilgi almaya çalışıyordum. Fakat gördümkü sordugum sorulara dogru cevap vermiyordu. Benim bildigim sorulara koca mühendisin yanlış cevap vermesi çok tuhafıma gidiyordu. Elektronikte kondansatör çeşitlerini tanımıyordu. Degişik tipteki dirençleri tanımıyordu . avometre kullanmayı bilmiyordu .benim ondan ne eksiğimin oldugunu düşünmeye başlamıştım . bildiklerimin bir mühgendis tarafından bilinmemesi bende tuhaf izlenimler bıraktı. Bir süre sonra mühendisle ögle arasında baş başa kaldım. Öncelikle karşımda hayalim olan mesleği yapan biri duruyordu. Konuşmalarımızda hayalimin elektronik mühendisi olmak oldugunu ona çeşitli yollarla anlattım . işe devam mı etmeliyim yoksa dgs ye mi devam etmeliyim diye sordum. Bana hayalinde bu meslek varsa çok da istiyorsan işi bırakıp büyük bi adaptasyonla çalışmam gerektigini , az maaşımın oldugunu o parayla bir şey yapamayacagımı anlattı . bunları biliyordum fakat bir mühendisten duymak farklı şeylerdi. Bunları duymak beni ateşlemişti. Bir iki gün içinde istifamı verip ayrıldım. En tuhafı işten ayrılmak aklımın ucundan bile geçmezken dgs yi silmişken bu kızın gelişiyle dgs ye yani mühendisliğe bakış açım alt üst olmuştu. Kendimce bunun bana bi işaret bi dönüm noktası oldugunu düşüyordum. O günden sonra dgs ye öyle hızla asılmaya başlamıştım ki 12 saat ders çalıştıgım zamanlar oluyordu. (Hep aklımda o mühendis kız konuştuklarımız benim mütiş bir hızla işten ayrılışım vardı) . yeri gelir 7 saat yeri gelir 10 saat derse çalışıyordum. Gökhan arkadaşımla yaptıgımız çekişmeler bizi adım adım ileri götürüyordu. Adeta yarış atı olmuştum. Piyada ki en zor soruları en zor kitapları araştırıp bulup çalışıyorduk. Haftalık max 1500 min 1200 soruya kadar çıktıgımız zamalar oluyordu. Nisan aylarına dogru konu eksiğimiz bitmişti. Aziz hocadan en beş kere komple dgs matemetiği dinlemiştik. Nm akademide son zamanlara dogru bi anlaşmazlık olmuştu. Ben bunu kafama takmıyordum. Zaten alacagımı almıştım. Denemere erkenden nisan ayında başlamıştım. Piyasada pegem hariç bütün denemeleri çözdüm. Nm karışıklıgından sonra x akademiye aziz hocaya deneme kampına yazılmıştım . bir yandan evde deneme çözüyordum bir yandan x akademiye gidip orda denemeye giriyordum . o yazın sıcagında aziz hocanın bütün örgencileri denemerle katılıyordu . tabi bizde katılıyorduk . eryaman sıhhıye arasında giderken gazi mühendislik fakültesi onarımda oldugundan dolayı “benim için hazırlıyorlar diye Gökhan arkadaşıma şaka yapardım”. “Gerçekten benim için hazırlıyorlarmış megerse” . Denemeler birbirini kovalıyordu . son zamanlara dogru aziz hocayla mogan gölüne piknige gittik. Sabahtan akşama kadar eglendikten sonra (gözüm denemede kalmadı degil ) aziz hoca bizi karşına aldı ve bize zaten kazanacagımızı ve sadece derecelerimizi görmek istedigini söyledi. Birbirimizden helallik aldıktan sonra evlerimize gittik.. sınavdan önce son bi kez aziz hoca hepimizi arıyarak son tavsiyelerini verdi . sınava girmeden son akşam bile ders çalışmıştım. Sınav sabahı ezan saatinde kalktım ibadetimi yaptım duamı ettikten sonra hafif bir şey ler yedim. Ve sınav yerimin yolunu tuttum . sınava girdikten sonra rahatlamanın heyacanıyla çıktım. Babam la anneme bu iş bitti ben üniversiteliyim haberini verdim. ( bu haberi vermek gibisi yok tabi ) . sonuçları bekleye başladık . 1.5 aya yaklaşık süre bekledikten sonra nihayet sonuçlar açıklanmış ve Türkiye 35. Oldugumu ögrenmiştim. Ben 300 lü sıralama beklerken 35. Olmuştum. Kendim bile inanamıyordum buna. Aziz hocayla gö rüşmelerimden sonra gaziyi listenin başına yazıp o heyecanla 30 tercih yapmıştım . bende neden 30 tercih yaptıgımı bilmiyorum fakat o heyecanın verdiği şartlar insana her şey yaptırıyo işte. Daha sonra tercihler açıklandı .. EN BÜYÜK HAYALİM OLAN ELEKTRONİK MÜHENDİSLİĞİNİ VE HAYALİM OLAN ÜNİVERSİTEDE KAZANMIŞTIM.”

 

Serat Güven (2011 DGS Türkiye EA 177. Si)

önlisans (pazarlama) mezunu olur olmaz dgs sınavına girdim.kazanamayacağımı biliyordum fakat pek önemli de değildi açıkcası.ee ne de olsa artık pazarlama mezunuydum .kolaylıkla iş bulabilrdim.böyle demişlerdi çünkü.siz kalifiye elemansınız iş bulmanız daha kolay olur.nitekim dgs sınavından 211 aldım ve yeni bir hayat gayesiyle izmir’e gittim.bolca sanayi ve tekstil sektörü içinden illaki bende nasibimi alırım demiştim.çünkü ben önlisans mezunuydum!! kalifiye elemanı hemen işe alırlardı. neden sonra kalifiye eleman değil de vasıfsız eleman olduğumu gördüm.çünkü kimse benim önlisans diplomamı önemsemiyordu.kuyruğu sıkıştırıp ankara’ya evime döndüm.başaramanın verdiği hayal kırıklığıyla.radyoda bir dersane’nin dikey geçişle ilgili kampanyasından bahsediyordu.düşündüm epeyce bi süre.ilk sınavdan 211 almıştım ve pek ümidim yoktu işin aslı.sonra kime sorsam dgs olayına hayal gözüyle bakıyodu.çokkk zor(!) ve kontenjan çok kısıtlı..kaybedecek bişeyim yoktu.ve o dersaneye yazıldım.sanırım talihimin sırtıma destek verdiği önemli bi dönemeçti orası.çünkü aziz hocayla (abi demek de hayli yakışırdı) tanıştım.dersanenin ilk günlerinde dedi ki ; -arkadaşlar kazanıp kazanmamayı dert etmeyin.benim dediklerimi yaparsanız şimdiden valizinizi toplayın.nasıl kazanırım derdine değil de intibakta naparım’ın derdine düşün.bu sözler beni etkilese bile çok da güvenememiştim.çünkü ilk sınavda 211 alan biri nasıl bir gelişim sergileyebilir ki? matematik bilgim sıfır.bunu söylediğimde aziz hoca ”dört işlemi biliyorsan gerisini kafaya takma ” dedi..şimdi yeşil ışık yandı dedim kendi kendime.haftalık verdiği ödevleri yaptım.denemeleri olabildiğince kaçırmadım.kısacası o ne derse yaptım.başlarda denemelerde listenin en altlarındaydım.bu da beni demorolize ediyordu.listenin üstlerine bakmazdım bile.bilirdim ki orda işim yok.sonra sınıflar dağıldı ve ben en zayıf olan C kuruna düşmüştüm.ve bu benim moralimi iyiden iyiye bozmuştu.ve tekrar aziz hoca beni kendime getirdi.”sizler daha şanslı sayılırsınız çünkü aynı konuların üzerinden detaylı bi şekilde geçeceğiz” dedi. sınava son 3 ay kala farklı bir serat olmuştum.dersane denemesine gir..eve gel kahvaltı yap..bir deneme daha çöz.akşam canım çeker ve bi deneme daha.okuyunca bu size sıkıcı bi iş ya da yapılması mecburi bir ödev gibi gelebilir.aksine ben oldukça keyif aldığımı gördüm.zevkle yapıyodum .bulmaca çözer gibi.aziz hoca’nın dediği gibi artık kendimi rakip görmüş ve kendimle yarışır olmuştum.daha fazla net daha fazla ..daha fazla..gün geldi çattı sınava girdim ve çıktım.aklımda hiçbir şey yok.naptım acaba? cevaplara bakmaya cesaret edemiyorum.ve zaman geldi sınav açıklandı.enter ‘a bastığımda o webcam dan çekilmiş kötü resmimin olduğu sayfa açılacak ve ben gerçeklerle yüzleşecektim.dua ediyordum(nolur ilk bin’e girmiş olıyim ALLAH’ım nolurrr!)sayfayı açtım ve kalbim duracak gibiydi.bi kaç kez f5 yaptım hatta sayfayı kapatıp tekrar açtım.o da yetmedi kardeşimi çağırdım aynı şeyi mi görüyo muyuz diye.eşit ağırlık türkiye sıralaması :177.bu benim için imkansızdı.sonra düşündüm .imkansız değilde çünkü ben aziz hocayla tanışmıştım.sütçü imam bile benim için bir lütuf’ken ben marmara üniversitesi ingilizce işletme bölümünde okuyorum. adam fawer’ın kitabı olasılıksızın son sayfasını dün kapadım.olasılıksız diye birşey yok.önce inanın .inanmıyosanız aziz hoca zaten inandırır ve sonra kendinizi ona bırakın.herkese bol şans.

 

Gönül G.

Günaydın Aziz Hocam; 6 ay önce sizin gruba katıldım, öncesinde bitmiş intihar etmeyin düşünen birisiydim eğer Allah korkum olmasaydı belki onu bile yapmıştım yaşadığım bütün olumsuz şeyler ve haketmediğimi düşününce herşeyi sorgulamaya başlamıştım.En büyük hayalim hukuk okuyup savcı olmaktı ama ben 2006 yılında afyon kocatepe üniversitesini kazanmıştım diyeceksininiz ki maden hayalin hukuk okumaktı niye yazdın kardeşim yazdım çünkü evde bi daha hazırlanma imkanım yoktu o sene kazandım kazandım yoksa bi daha okul biterdi benim için neyse bende gittim bi umut afyona belki severim sevemezsem de orda tekrar hazırlanırım girerim sınava dedim ve sonuç ben hiç işletmeyi sevemedim hep savcı olmak istedim orda hazırlandım sınava tabi dersanaye gitmiyorum kendi imkanlarımla hukuk kazanamadım 2010 yılında ankara üni adaleti kazandım dedim gideyim dikey geçişle geçiş yaparım hukuğa, aileme söyledim işletmeyi bırakıp adalet okuyacağım diye tabiki izin vermediler napayacaksın bu saatten sonra adalet okuyup 4 yıllık bırakılıp 2 yıllığa mı gidilir falan filan ama ben istiyordum sevdiğimi mesleği yapınca mutlu olacaktım en büyük hayalimdi savcı olmak ve ailemden gizli işletmeyi bırakıp adelete yazıldım. Hocam ne sıkıntılar yaşadım bi ben bilirim bide allah bilir ve en büyüğü de adalette birinci sınıfta okurken birinci dönem vize haftamın ortasında sevdiğiim erkeği nişanlımı bi trafik kazasında kaybettim tabi vizelerim berbat zaten geçme notu 70 velhasıl okul uzadı 3 yılda bitti geçen sene sınava girdim tr 945. oldum ama malesef yerleşemedim benim için bitiş o zaman başlamıştı herşeyi sorgulamaya başladım o kadar çalıştım netleri benden düşük olanlar yerleşti ben yerleşemedim hakettiğim bu değildi falan filan işte vazgeçmiştim herşeyden tabi bu arada başka sıkıntılarda yaşadım onlarda cabası oldu neyse hocam baya uzattım zaten kusura bakmayın 6 ay önce yine kötü birşey yaşadım ama bu beni gaza getirdi bu sınava gircem ve çok çok iyisini yapcam allahın izniyle dedim 26 yaşındayım aileme bu yaştan sonra beni dersaneye gönderin diyemedim insan bi yaşa gelince başkalarına yük olması koyuyo bende evde çalışmaya karar verdim türkçem zaten iyiydi matematikde her konuyla ilgili en az bin soru çözdüm yapamadığım soruları grupta paylaştım sağolsun ali hocam ve diğer arkadaşlar hemen çözüyordu gerçekten allah razı olsun eğer siz o grubu kurmasaydınız o ortamı sağlamasaydınız ne yapabilirdimki ama gel gelelim sınav günü yine bittiğim gündü sınavım berbat geçmişti tabi bu sefer farklı oldu hayırlısı buymuş dedim artık vazgeçmeliyim sanırım bu hayalimden dedim grupta paylaştığınız yazıları okudum moral verdiniz bize hep yanımızda oldunuz hocam allah razı olsun veeee dün sonuçlar açıklandı ben gelse gelse erzincan erzurum gelir diye düşünürken bi yandan da bari marmara ikinci öğretim gelse keşke süper olur yaa diye hayal ederken bi baktım marmara üni hukuk fakültesini kazanmışım hemde normal öğretim. Hocam demek ki gerçekten allah bir kapıyı kapatırsa bin kapıyı açarmış üzülmemek isyan etmemek pes etmemek gerekiyormuş dua edıp yola çıkmak gerekiyormuş sonra zaten karşılığını fazlasıyla alıyormuşsun hocam ben size binlerce kez teşekkür ediyorum iyi vardınız ve iyiki hep yanımızda oldunuz onca yoğunluğunuza rağmen sizin öğrenciniz olmamamıza rağmen hep bizimle ilgilendiniz lütfen hakkınızı helal edin hocam allah binlerce kez razı olsun sizden bu uzun yazıyla vaktinizi aldım başınızı ağrıttım kusura bakmayın ama sevincimi paylaşmak istedim sizinle tekrar hakkınızı helal edin allaha emanet olun hocam umarım bundan sonra herşey gönlünüzce olur rabbim yar ve yardımcınız olsun.

 

Emre Demirtaş

Arkadaşlar merhaba. Geçen sene Odtü Elektrik-Elektronik Mühendisliğini kazanmış biri olarak bende sizlere ilk defa bir kaç birşey söylemek istiyorum.İlk defa diyorum çünkü kazandığımdan beri hiç böyle bir yazı yazmamıştım.. Belki bunu daha önceden yazmam gerekirdi fakat zamanı değildi. Ama yazmadığım için her geçen gün vicdan azabı çekmekteydim..
Öncelikle burda paylaştıklarınızı ve yaptıklarınızı görüğümde inanın sanki geçen seneki heyecanı tekrar yaşıyor gibi hissediyorum, çünkü DGS farklıdır, heyecanlıdır, kolaydır-zordur ama en önemlisi GELECEĞİNİ DEĞİŞTİRENDİR..
Arkadaşlar duymuşsunuzdur ya da okumuşsunuzdur dgs yi kazananlar genelde hep hikaye yazar neden bu kpss ya da lys gibi sınavlarda olmaz? çünkü dgs özeldir, farklıdır kazanınca insanın hayatını değiştirir, iki yıllık okuduğuna laf söyleyenlerin yüz ifadesini değiştirir vs.
Dgs serüvenine başladığımda iki yıllıkta son senenin başındaydım.. Fakat bu başlama daha çok yön çizme, araştırma(kaynak vs.) tarzındaydı.. Yani ufak adımlarla ilerliyordum. Tabi elektrik okuyanlar bilirler iki yıllıkta olsa yorucudur uğraştırıcıdır.Ama ne olursa olsun İlk hedefım tabiki okul ortalamısını yüksek tutmaktı ki ilk senenin sonunda 3.43 ikinci senenin ilk döneminde 4.00 ve nihayetinde yıl sonunda 3.78 gibi bi ortalamayla kapattık. Peki bu son sene dgs ve okul anlamında nasıl geçti? Arkadaşlar öncelikle şunu söylemeliyim özellikle vize dönemlerinde bir hafta boyunca dgs adına hiç birşey yapmadığım zamanlar oldu. Fakat aklımın bi ucunda hep duruyordu o. VİCDANIM hiç rahat değildi hatta aklım onda olduğu için vizelere bile doğru düzgün çalışamadığımı düşünürdüm. Vicdanı neden mi vurguladım? çünkü işin kilit kısmı o kelime arkadaşlar.. Öncelikle bu sınavı ne kadar istiyoruz? bana bu sınav neler getirir neler kazandırır? bunları oturup düşünün ve sonra vicdanınızı ortaya koyun. Buna kendimden örnek vererek açıklık getireyim. Sınava çalışıyoruz diye sosyal yaşamdan uzakmı kalıcaz? hayır tabiki.. bizde gezdik, sinemaya gittik, fakat bunları yaparken vicdanım rahat değildi hep kafamı kurcalıyordu.. ben neden şuan burdayım neden çalışmıyorum şeklinde .. artık iyice paranoyak olmuştum. Sizede böyle olun demiyorum çünkü bu herkesin sınavı ne kadar istediğine göre değişir.. Bütün gün gezdiğim günlerde oldu fakat gece saat kaç olursa olsun vicdanımı rahatlatmadan uyumadım, nasıl mı rahatlattım? daha önceden takıldığım bi sorunun cevabını öğrendim o gece.. Yani kendime gözle görülebilir bir şey katmadan uyumadım. Yani bu şu demek oluyor; çalışmak, vicdan rahatlatmak hergün günde 300 soru çözmek değildir bazen.. Örneğin o gün hiç birşey yapmazsın ama gecesinde arkadaşından sorunun çözümüyle ilgili pratik bi yol öğrenmişsindir, işte bu sana 50 soru kazandırmıştır.. Ama her zaman değil tabi siz 300-500 e devam edin.
Kaygılarım yokmuydu peki, belki dünyanın en kaygılı insanıydım çünkü bir yandan okulu bir yandan dgs yi halletmek rüya gibi birşeydi.. Korkuyordum ama inanıyordum, onlarca kişiyle konuşmuşumdur, hem okul hem dgs zor yapamazsın.. yada kazandıktan sonrası için hep olumsuz olumsuz eleştiriler duyuyordum ama hiç durmuyordum. Beni hiç bişey durduramıyordu. Taviz vermeyen bi hocanın dersine son yarım saatte proje ödevi yetiştirdim yılmadım, yani ne olursa olsun inancınızdan vazgeçmeyin olumsuz hiç bişeye kulak asmayın arkadaşlar..
Çözemediğimiz sorunun üstüne gittik hep, bir çok dostluklukların bulunduğu bir grubumuz vardı, orada hep sorular çözerdik,bütün bildiklerimizi paylaşırdık birbirimizle… herkes farklı farklı konulardan farklı farklı sorular sorardı ve bunun herkese çok faydası olurdu çözümsüz hiç bi soru kalmazdı ve sayısal 8. si bile ordan çıktı.. Sorun arkadaşlar paylaşın birbirinizle bildiklerinizi, emin olun hiç bi zararı yok aksine faydası var. Burda da sevgili Aziz hocanın dediklerini -sadece okumayın- bunları kesinlikle uygulayın, biz onu dinledik kazandık. Bir insan karşılıksız, evladı olarak gördüğü insanlara ancak bu kadar yardım edebilir Allah ondan razı olsun..
Şubat ayındayız sınava çokta uzun olmamakla birlikte yeterli bi zaman var, bazen okuyorum çalışmalara yeni başlamış arkadaşlar varmış. Endişe etmesinler düzenli çalışmayla dgs konuları bitirilir üstüne bol bol soru çözülür bu zaman diliminde .. Bunun için Aziz hocanın programına uymanızı tavsiye ederim, içimizde şuan iyi olan arkadaşlarda var bu kişiler diğer arkadaşlarına yardım etsinler onlar hiç birşey kaybetmeyecek aksine fazlasını kazanacaklar!.. Motivasyonunuzu hiç bir zaman kaybetmeyin, okul puanınız düşük diye üzülmeyin bunun yerine soru sayınızı arttırın bi kaç net fazla yapmak o farkı kapatacaktır zaten..
Sınava hazırlanırken kazanacağıma inanıyordum zaten ama Odtü rüyaydı.. İşte dgs sizin rüyalarınızı gerçekleştirecek sınavdır, sınav günü geldi girdik, son denemelerimde 155 netlerde gezinirken sınavda adeta şoka girmiştim çünkü zaman yetmemişti türkçeden 43 tane işaretleyebilmiştim, matematikten de boşlarım vardı, sınavdan çıkınca olmadı dedim bu benim en kötü denememdi çünkü.. Babam soruyor nasıldı hiç ses vermiyorum o anda çünkü şoktayım.. Eniştem diyor bırak ya sen yapmışsındır gülüyor bana, keşke yapmış olsaydım diyorum içimden.. sonra eve dönerken telefonuma sarılıyorum onun kötü bunun kötü aman allahım hiç mi iyi geçen yok.. Gülüyordum insanlar blöf yapıyordu diyorum heralde kendi kendime .. Herneyse stresli bi bekleme süreci geçirdik sonuçlar açıklandı ekrana baktım ilk gördüğüm sıralamaydı, 193… O an gözyaşlarıma hakim olamadım acaba haketmişmiydim ? sonradan düşündüğümde evet haketmiştim.. Hem okul hem dgs ikisinide halledebilmiştim hemde en iyi şekilde..
İnsan isterse herşeyi başarabilir arkadaşlar, yeterki isteyin ve istemesini bilin.. Bu yazımda çok ayrıntıya inmedim çünkü inersem epey uzun olacak ve belki bu sıkacak, bunun yerine sorularınız olursa özelden de olsa cevaplarım arkadaşlar, kusurlu kelimeler kullandıysam hakkınızı helal edin, eminim hepiniz istediğinizi alacaksınız. Herkese iyi bir çalışma dönemi ve sınavdada şimdiden başarılar diliyorum.
Burdan hayatım boyunca teşekkür etmeye doymayacağım sevgili Aziz hocama, sürekli arkamda olan ve olmaya devam eden sevgili Ozan Özçelik abime ve geçen sene benle birlikte sınava hazırlanıp kazanan ve umudunu kaybetmeyip tekrar hazırlanan arkadaşlarıma sonsuz teşekkür ediyorum, iyi ki varsınız…

 

Gökçen Çelik

Herkese merhabalar, ben Aziz Hocanın 2010 DGS hazırlık öğrencisiydim. Sizlerle dgs maceramı paylaşmak istedim…
2008 yılında Fatih. Üni. Grafik önlisans programından mezun oldum ve o sene öylesine girdiğim dgs de sözelden 252 küsür, ea dan 227 küsür aldım. Önlisabs Başarı puanım ise 43.398 di… Yani dgs ile devlete yerleşmek benim için o zamanlar bir hayaldi. Biz o zamanlar sınava girmeden tercih yapıyorduk, puanımda böyle olunca hiç bir yere yerleşememiştim.
Öğrencilik hayatım boyunca matematikten nefret etmememe rağmen yeterli performansı gösteremiyor ve işin mantığını anlamaktan kaçıyordum. Hiç bir zaman matematikten iyi notlar alan, iyi netler yapan bir öğrenci olamamıştım. Karakter olarak da zora gelemeyen bir insandım bu da işleri iyice zorlaştırıyordu.
Mezun olduktan sonra 1,5-2 sene kadar ajanslarda grafiker olarak çalıştım ama hiç mutlu değildim. Çünkü içimde tatmin olmamış bir duygu, daha iyi yerlere gelme, daha iyi işler başarma isteği vardı ama kendime inancım 0 dı. “Ben miii, ben yapamam ki, hayatta başaramam, öldürseler beceremem” bunları diyip duruyor, ve başaramayacağıma olan inancımı örtbas etmek için de yapmak istediklerimi yapmak için fakülte mezunu olmanın gerek olmadığına kendimi inandırmıştım
Ama bir gün yaşadığım bir olaydan sonra o gece ailemin ve erkek arkadaşımın da desteğiyle 2011 dgs ye girmeye ciddi bi şekilde karar verdim. Eylül ayındaydık. Ben ilk 2 ay evde kendim çalışmaya çalıştım ama rekabet ortamının olmaması, takıldığım yerleri hemen sorabileceğim birisinin olmaması, çalışmaktan sıkıldığımda iki çift laf edecek kimsenin olmaması, tv ye internete takılıp kalmak gibi durumlar baş gösterinde dedim ki bu böyle olmayacak ben dershaneye yazılayım. Kasım ayının sonunda o sene Aziz Hocamın görev aldığı dershaneye yazıldım. Aziz Hocanın daha ilk dersinde “işte” dedim “bana matematiği sevdirecek, öğretecek hocayı buldum galiba.”
Ben dershaneye başladıktan kısa bir süre sonra sınıflar üçe bölündü ki yapılması gereken buydu çünkü herkes dersler anlamında kendi kapasitesinde, seviyesinde kişilerle ders yaptığı zaman o dersten çok çok daha fazla verim alıyor, hoca da dersi ona göre işliyor. Ben geç yazılanların ve eksikleri olan, matematiği kuvvetli olmayan öğrencilerin olduğu sınıftaydım çünkü hem geç yazılmıştım hem matematiğim kötüydü. Ben en baştan Aziz Hocaya güvendim ve onun yöntemlerinin dışına çıkmadım. Dershanede Aziz Hoca, dışarıdan erkek arkadaşım iki koldan hazırlandım. Kendime inancım geldi ve hedefim sene başında “bi devlet üniversitesi” iken zamanla “mimar sinan, hacettepe” vs oldu. Tek yaptığım şey planlı çalışmak oldu hatta en çok tiyatroya ve sinemaya gittiğim sene o seneydi diyebilirim. Ama o gün yapmam gerekenleri yapmadan asla hiç bir yere çıkmadım öyle bir disiplin edinmiştim kendime.
Denemeden çıktıktan sonra o gün bilemediklerimi sorup öğrendim yarına bırakmadım bu çok önemli. Ders çalışmaktan sıkıldığım zaman aktif dinlenme yapıp açtım gazete kitap dergi okudum türkçe sorularını hızlı okumama yardımcı olması için. Otobüste dolmuşta evde her yerde test çözdüm. Anlamadığım bi konuyu hiç kimseye soramadıysam o an açtım internetten ekol hoca, nejdet kirpi hocadan dinledim vs… Üstelik 2 senelik bir çalışma hayatından sonra dersin başına oturmak bile benim için o kadaaar büyük sıkıntıydı ki bunu anlatmıyorum bile…
Sınav yaklaştıkça tabi beni deli gibi bi heyecan sarmaya başladı bu defa da kendimi şu şekilde telkin ettim hep “bundan önce senin zaten bi hayatın vardı en kötü ihtimalle o hayatına kaldığın yerden devam ediceksin ama en azından denemiş çabalamış olucaksın, sen çalıştın üzerine düşeni yaptın bundan sonrası kısmet” dedim durdum. Bu telkinlerin de çok faydasını gördüm.
Ve inanın sınavım kuş gibi geçti… İlk başta gözetmen hocalar başımda konuşup durdular odaklanamadım vs ama hemen kendime geldim dedim ki “farzet ki metroda test çözüyosun gökçen hadi boşver devam!” ve 50 saniyeden sonra hala çözemediğim soruları işaretleyip geçtim ve vaktim arttı onlara geri dönebilme şansım oldu ve çoğunu cevapladım.
2011 DGS de EA dan 291.331 puanla türkiye 140. sı, Sözelden 302.541 puanla türkiye 25. si oldum.
Bölümüm Grafikti ve bazı üniversiteler ea dan bazıları sözelden alıyordu ve kontejanlar özellerde bile 3-4 kişiydi. Mimar Sinan, Hacettepe, Marmara bu üniversiteler 1 ya da 2 kişi alıyordu. Ama Aziz Hocam bana dedi ki “hangisini ilke yazarsan o gelir sen hallettin bu işi artık…” inanın o an üzerimdeki tüm yük kalktı kuş gibi oldum…
Ve ilk tercihim olan Hacettepe Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik e 1.likle yerleştim.
Ben sadece istedim ve isteğime ulaşmak için çalıştım, çalıştım, çalıştım. Allah da kısmet etmiş ki oldu. Ve Aziz Hocam bu maceramın baş kahramanıydı… Tek yaptığım dediklerini dinlemek oldu arkadaşlar.
Önce isteyin sonra kendinize inanın sonra da sizi sınava hazırlayacak olan Aziz hocanıza güvenin ve dediklerini yapın gerisi zaten gelecektir. Ve vazgeçmeyin, peşini bırakmayın hayallerinizin.
Çok uzun oldu biliyorum ama kısalta kısalta bu kadar kısaltabildim Herkese başarılar.

 

Fatos Gölgelen

Sayın hocam ve sevgili arkadaşlar öncelikle merhabalar. Dgs sınavına 4.kez girdim ve bu sene sonunda kazandım. Geçen yıl kazanamayınca çok üzülmüştüm ve kendi kendime söz vermiştim, ben seneye bu sınavı kazanacağım ve Aziz hocama diğer arkadaşlar gibi başarı hikayemi göndereceğim demiştim. Nitekim Allah utandırmadı ve sınavı kazandım. Yerleştirme sonucunu görünce hıçkırıklarla ağladım, çünkü istediğim İzmirim gelmemişti, sonra durdum geçen sene kazanamadığımda ki ruh halim aklıma geldi ve saçmalama kızım kazanamayan onlarca insan var, şımarıklığın zamanı değil dedim. Yerleştiğim okul Uludağ Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliği. Demekki bu yıl kısmet değilmiş, umudumu kaybetmeyip yatay geçiş imkanımı düşündüm. Geçen yıl kazanamadığım zaman günlerce nasıl ağladığımı, Dgs’nin şifrelerinde kazanan paylaşımları gördükçe onları nasıl kıskandığımı, asla pes etmeyip bu sene kazanacağım dediğimi, yağmur çamur demeden, sosyal hayatım bitti demeden hergün İzmiri hayal ederek dersaneye ders çalışmaya gittiğim günleri aklımdan çıkarmadım. Dün gibi aklımda hepsi. Kazanamayanlar lütfen umudunuzu kaybetmeyin. Yeterli emeği gösterince büyük bir aksilik çıkmazsa kazanacağınıza eminim. Ailesi destek olanlar var onları utandırcam diyip üzerinize baskı oluşturmayın, ailesi destek olmayanlar hayata küsmesin bu hayat sizin, ailesi tam ortada olanlar var nasıl olduğumu hiç sormuyorlar diye üzülmeyin onlarınki de hayat telaşı. Benim ailem çok abartıp beni strese sokmayacak şekilde hep destek oldular. İmkanlarımı güzelleştirmeye çalıştılar, işten ayrıldım ses çıkarmadılar, bu sınav olacaksa bir işte çalışmak zor oluyor arkadaşlar. Hele bizimki gibi yorucu bir işse vay halinize.. Uzun lafın kısası dersaneye sabah gidip akşam döndüm, sosyal hayatımı sıfırladım, stresten kilolar aldım, bazen kazanamama korkusu sardığında psikolojik olarak çöktüm ama işin sonunda yani her şey bittiğinde şükredeceğim bir sonuç aldım. Ben geçen sene Aziz hocama başarı hikayemi yazacağım dedim ve yazdım. Burdan kendisine de bu imkanı tanıdığı için sonsuz teşekkür ediyorum. Hiç tanımadığı görmediği insanlara bu denli yardım edip, bu denli ilgilenen kaç öğretmen vardır bilmiyorum. Allah razı olsun binlerce kez. Umarım umudunu kaybedenler için bir nevi iyi gelmiştir bu yazı..Acaba hala söylemek istediğim bir şey var mı diye düşünüyorum. Bir bu kadar daha yazarım gevezelik parayla değil. Yorumlarda beni gören onlarca arkadaşıma da özelden yazdıklarında yardımcı olmaya çalıştım ve bundan hiç gocunmadım, Aziz hocamdan bir şeyler kapmışım sanırım. Laf kalabalığı ettiysem, yanlış şeyler düşündürttüysem affola.. Zamanınızı ayırdığınız için teşekkür ederim..

 

Tuğçe Armağan Koç (2013 DGS Hacettepe Üni. Çocuk Gelişimi Tavan Puan Sahibi) 

DGS’ye başlarken kafamda net hiçbir şey yoktu. Gitsem mi gitmesem mi, okulla birlikte yürütebilirmiyim, son bir kaç ay mı gitsem, birçok kişide de olan bu tip sorular. Ama yinede arkadaşlarımla birlikte dershane araştırmasına başladık. Bu arada da intibak Türkiye geneli sınavı vardı. Ona da bir girelim nasıl bir sınavmış görelim, umut var mı, yok mu bakalım dedik. Sınavdan bir çıktık ki umut yok o nasıl bir sınav, hepimize çok zor gelmişti, bir senede olmaz diye düşündük. Ve o günde aziz hocamızla görüşmemiz vardı. Sınavdan sonra yanına gittik. Lisede meslek lisesi çocuk gelişimi bölümünden mezundum. YGS’de dershaneye gitmiştim ama stajla birlikte olunca devamsızlığım çok fazlaydı ve doğru düzgün hiç çalışmamıştım. Çok iyi bir matematik temelim yoktu. Ama bunun birazda kendimden kaynaklandığını biliyordum. Başarısız bir öğrenci değildim ama daha önce hiç düzenli ders çalışmamıştım. Aziz hocamla açık açık konuştum, hocam ben çok ders çalışmam, devamsızlık yaparım, düzenli test çözmem, yani önceki dershanemde böyleydi ama yapmak istiyorum bu konuda tamam olur, bunları düzene koyarız diyorsanız geleyim ben dedim. Bir yandan da yapabileceğime dair kendime güvenim hep tamdı, birçok kişi yapmış ben neden yapamayacakmışım diye düşünüyordum. Ama bizi anlayan hem de bize destek olacak, bu yolda yön verecek birisine de ihtiyacımız vardı. Aziz hocayla konuştuğumuzda bizim kazanacağımıza inandığını ve onunda bizler kadar istediğini gördüm. Karşımızda dershane, ders, dgs tanıtımı yapan biri değil bizi anlayabilen ve inanan bir hocamız vardı ve dershaneye başladım. İlk başta haftalık 500 soru çözerek başladık. Ve takip çizelgemiz vardı. O zamanlar çözdük nasıl olsa, doldurmasak ne olacak diye düşünüyorduk ama dönüp baktığımda çözmediğim olsa bile o çizelgelerin istem dışı da olsa bana bir sorumluluk yüklediğini gördüm. Artık soru çözmeye başlamıştım. Dershanede, metroda, okulda her yerde elimde testlerim vardı. Ve en güzeli de bundan zevk almaya başlamıştım, isteyerek, severek soru çözüyordum. Çünkü hocamın da sayesinde matematiği anlayıp yapabileceğimi gördüm. Arkadaşlarımla kendimize hep hedefler koyduk şu kadar soru çözelim, şu nete çıkacağız, şu üniversite olacak gibi, birbirimizin motivesini hiç düşürmedik. Hep destek olduk, birlikte çalıştık, deneme çözümleri yaptık. Zaten aziz hocamızda ders başında 5 dakika bir şey konuşacağım deyip 15,20 dakika yaptığı konuşmalarla :)motivemizin düşmesine hiç fırsat vermedi. Bazen de biz yanına gidip hocam nasıl olacak diye sorduk. Hep yapacaksınız, inanın, yapmak zorundasınız cevabını aldık. Bazen o konuşmalar dersten daha etkili oldu bizim için. Bu sırada denemelerde başlamıştı. Denemelerde iyi netler, dereceler yaptıkça mutlu oluyordum, kendime güvenim daha fazla artıyordu. bu sırada kendimle yarışmayı da öğrendim, ve bunun bana çok katkısı oldu. Netim düştüğünde üzülüp yükseltmek için ve netlerim yükseldikçe de daha iyisini yapmak için çabaladım. Ve dershanedeki sonuçlarımla veya Türkiye geneli denemelerde yaptığım derecelerle bu çabamın karşılığını hep aldım. Aziz hocamız iki eliniz kanda da olsa geleceksiniz dershaneye, ya da beni arayın gelemeyecekseniz, derdi (ikna etmek için ).ama benim için bunların hiç birine gerek kalmadı. Çünkü dershane boyunca en fazla 3 kere derse gitmedim hatta doğru dürüst geç kaldığım bile olmadı derslere. Ve bunların hiç biri zorla olmadı, istemeyerek zorla gittiğim bir gün olmadı dershaneye. Yorgun argın okula giderdik, ikinci öğretim olunca okuldan eve 10da anca gelirdik. Ama sabah uyanıp dershaneye gitmek yinede zor gelmiyordu bize. Dershaneye gidemeyeceğimiz bir durum olduğunda içimiz rahat etmezdi, eksik kalmayalım diye daha fazla soru çözerdik ve birbirimize konuları anlatırdık. Zaten birçok kerede o konular tekrar edilirdi. En başta aziz hocama söylediğim şeylerin hiçbiri olmamıştı ne çalışmamak, ne devamsızlık, ben bile kendime şaşırıyordum. Hatta ailem bile cidden bu sene çalıştın, çok yoruldun diye hayret ediyorlardı. Annemin bugün çok yorgunsun gitmeyiver demesine rağmen ben kalkıp gidiyordum. Bu bir mucizeydi ve herkes bu durumdan çok memnundu 1 sene boyunca hep ders çalıştık, yeri geldi stres olduk, acaba olur mu diye düşündüğümüz oldu, sosyal hayatımızı bir kenara bıraktık. Ne cafeye gidiyorduk ne sinemaya. ama dershanemizde çok güzel arkadaşlıklar dostluklar edindik. Çünkü herkes aynı amaç için çalışıyordu. Bazen birbirimizi en iyi biz anladık. Birlikte yemek yapıp, bulaşık yıkadığımızda oldu, herkesin elinde bir kahve sorular çözdük dgs ailesi gibiydik, hep destek olduk birbirimize inandık, ,kimsenin kimseye karşı kötü tek düşüncesi yoktu. Birbirimizin çalışmasına engel olmayı geçtim, çalışmadığımız zaman kızar olduk ve böyle bir senenin ardından kamp dönemine geldiğimizde konular tamamen bitmişti, ne çalışsak diye düşünür olduk, başta zor gelen haftalık 500 soru günlük soru sayımız olmuştu nerdeyse. Benim bir avantajım Türkçem hep iyiydi. Ama matematik 15,20 netle başlayıp, hocam 40 olur mu,50 olur mu diye diye bir çocuk gelişimci olarak bize imkânsız gelen 60 netleri gördüm. Ve daha fazlası için çalıştım. 50 nete üzülür olmuştuk. Günde 2 deneme çözüp birde onların çözümlerini yapıyorduk. Kazanmak artık kesindi derece yapmak için çalışır olduk. Sabah 9da dershaneye gelip, akşam 8de çıkıyorduk. Ve bu arada hep ders çalışılıyordu. Dershane bittiğinde ne yapacağız biz diye düşünür olduk, çünkü çok alışmıştık ( soru çözmeyi özler olduk şimdilerde). Kamp dönemi de çok çalışıp yorulduk ama baştan sıkı tutup, konu eksiğimiz kalmadığı için kafamız daha rahat çalıştık. Dershane başında aziz hocamın attığı temeli, kamp döneminde arkadaşlarımın da sayesinde sağlamlaştırdım. 1 sene bitip de sınav günü geldiğinde elimizden geleni yaptığımız için içimiz rahattı. Çok zor bir sınavla karşılaştık ama yaptık. Moralimiz bozulsa da o çalışmanın, verdiğimiz emeklerin karşılığını alacağımızı biliyorduk aslında. Ve sonuçlar açıklandı. Aziz hocamıza öğretmenler gününde bir not yazmıştık.”DGS bir gemiyse kaptan aziz hoca, bizler mürettebat, rakipler teferruattır” diye. Büyük konuşmuştuk ama biliyorduk, inanıyorduk ve dediğimiz gibi de oldu. Bölümüm için çok iyi bir puan almıştım. Ve istediğim yeri yazabiliyordum. Bütün yorgunluğa, emeklere değmişti.1 senemi vermiştim ama çok şey kazanmıştım aziz hocanın hep söylediği o çok rahat tercih dönemini geçirdim. ve ilk tercihime; baştan beri hedefleyip, istediğim Hacettepe Üniversitesi Çocuk Gelişimi ve Eğitimi bölümüne kaydımı yaptırdım. Aileme, çevreme ve en önemlisi de kendime, istedikten sonra her şeyi yapabileceğimi gösterdim. Bundan sonrada benim için hiç bir şey zor değil. İnsan isteyip, inandıktan sonra yapamayacağı hiç bir şey yok… Öyle bir seneydi ki daha yazıp anlatılabilir, ama yeterince uzatmışım zaten. İsteyen ve hak eden herkes kazanır inşallah… Bana matematiği,ders çalışmayı sevdiren ve inanan Aziz hocama,bıkmadan sorularımı çözen,birlikte çalıştığım ve bana destek olan tüm arkadaşlarıma,dostlarıma teşekkürü borç bilirim.

 

Beyhan Çelik (2013 DGS ODTÜ Okul Öncesi Öğretmenliği)

Dgs yolunda ilerlerken bir dershane gerekliydi ?peki iyi dershane nasıl olmalıydı ?DGS nasıl bir sınavdı ?çogumuz bilmiyorduk bütün bunları . Dershane , okul, staj ve part tıme iş hepsi birden olacak mıydı butun bunlar birer soru isaretiydi .Bir dershaneye yazıldım hafta sonu iki gun ,sonlara dogru dershaneye gitmek soru cözmek istemiyordum dershane bana birsey kazandırmamıstı hız adına. kazanamayacagımı dusunuyordum artık umudum kalmamıstı .Taki AZİZ HOCA ile tanısana kadar. Aziz hoca ile konustuktan sonra işi bırakmamı istedi işi bıraktım bu sınav benim hayatımı değistirecekti. 2 yıllık damgasından kurtulacaktım . son 2 ay deneme kampına katıldım sadece deneme kampı değildi bu ;deneme ,konu tekrarı, soru çözumu cok çalısmaya baslamıstım artık. Çevremdeki herkes ders calısıyordu sabahtan aksama kadar dershane kalıyorduk evimiz olmustu orası 2 ay kadar kalmama ragmen cok benimsemiştim yeni arkadaslıklar , dostluklar kazandırdı hersey o kaadar güzeldiki en basından orda olmalıydım dedim kendime ama elimdeki fırsatı değerlendirmeliydim .Aziz hocam hep destekledi çok guzel moral verdi ve artık kendime İNANMAYA baslıyordum . Sonunda oldu belkide çoğu kişinin hayalini kurdugu ordan ayrılmak istemediği bir okulu ODTÜ Okulöncesi Öğretmenliğini kazandım.Yeni sınava gireceklere tekrar hazırlanacaklara tavsiyem kendinize İnanın ve size inanan kişilerle birlikte olun karamsar olmayın …

 

Rana Çetinkaya (2013 DGS Gazi Üni. Okul Öncesi Öğretmenliği)

DGS benim için ulaşılması çok zor bir hayaldi. Hayal diyorum çünkü bu sınavı kazanacağıma inanmıyordum. iki yıllık ve yüksek lise damgalarından kurtulmak istiyordum ama bunu nasıl başarabileceğimi bilmiyordum. Bu düşünceler aklımı karıştırırken Aziz Hocanın adını duydum ve hemen yanına gittim. Onunla konuştuktan sonra yüreğimde kocaman bir umut ışığı belirdi çünkü sınavı kazanabileceğime inanmaya başlamıştım. Aziz Hoca beni gördükçe kendine güven ben senin yapabileceğine inanıyorum diyordu .Bende artık kendime güvenmeye başladım çok sıkı çalışıyor sürekli test çözüyordum. Aziz Hoca sınıf sınıf dolaşır boş durmayın test çözün derdi. Tabi bizde hocamızı dinlerdik. Arkadaşlarımla birlikte çok çalıştık .Yemek yedik, çay içtik, kocaman bir aile olduk.

Sıcak yatağımdan kalkıp dershaneye gitmek istemediğim günlerde oldu. Ama o gün gitmezsem Aziz Hoca ertesi gün neden gelmediğimi soracaktı ve benim hiç bir bahanem yoktu. Zaten hocamız hiç bir bahaneyi kabul etmezdi. Tabi ben soru yağmuruna tutulacağımı bildiğim için hemen yatağımdan kalkar dershaneye giderdim.

Test çözme tempomuz zamanla arttı. Sabah gider akşama kadar dershanede kalırdık. Aziz Hocanın verdiği destek ve moralle sınava hazırdık artık. Sınava girerken hepimizin kulaklarında Aziz Hocanın ‘Bu işi yapacaksınız ben inanıyorum sesleri yankılandı.’ Gazi Üniversitesi Okul Öncesi Öğretmenliğini kazandım. Okulumdan mezun olup iş hayatıma atılmama 3 senem var. Benim öğretmen olma yolunda adım atmama yardımcı olan Aziz Hocama sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.